10 Nisan 2011

Nasıl bir renkti beyaz?


Yasak hayallerde dolaşıp sana dizeler topluyorum. Sonra sabah, ellerim bomboş, heybemde bir sızı... Mevsim hep yalancı bahar, sen de onun en şuh yalanı. Işıklar, şarkılar, hatta bazen gözlerin düşüyor ılık ılık. Sonra yağmur, alev alev. Yanmış, bitmiş, külü dahi kalmamış defter sayfaları.



Nasıl bir renkti beyaz? 
Kaç satırdım ki zamanında? Sen kaç kelimeydin ya da?

23 Mart 2011

piano piano...

Yaralarım var. Kimi ayan beyan, kiminin adını ben bile unuttum.

Kısa kısa...
piano piano...

13 Ocak 2011

Bazen yalnız müzik.

Bazen yok tek bir söz bile, yalnız müzik.
Her sazdan, her telden ayrı bir ıslık. Her ıslıktan ayrı bir kesik. Hayır, canım yanmıyor. İsterdim aslında. Bu kabuk, bu cesedim çok dar geliyor bazen. Oysa kimse yok içinde benden başka. Ben bile yokum çok zamandır. Bazı bazı, kıyısından yaşam... 
Pek tanıyan bilen kalmadı, soran yok. Gündüz yok, gece yok.
Bazen yok.
Bazen yalnız müzik.

28 Aralık 2010

Gelme. II.

Gelme.
Gelme.
Gün, güneş çok gerçek. Gece güzel bana.
Bana ay gerek. Yıldızlar. Sözler, sazlar, alazlar. Gelme.
Topraktım, ağaçtım. Kırıldım, nehirler ağladım kurudum.
Islak yalanlarla doğruldum. Yenerek, yenilerek. Gelme.
Bana ölmek gerek, ölüp ölüp dirilmek. Olmadım daha. Daha ölmedim.
Aklım havada, havam sıcak. Gelme.

Sana gitme demeyeceğim.
Sen sakın gelme.


Kaç şarkı var aklımda?
Sakın söyleme.

16 Aralık 2010

Bu gece karanlık

Güzel.
Bu gece karanlık. Soğuk. Yol ışıkları yağmur damlalarının ardında, bulanık.
Evler, pencereler, hikâyeler... Hepsi sessiz, hepsi uzak bu gece.
Bu gece başrol benim. Benim sahnem bu gece bu şehir.
Beni dinleyeceksin. Beni süzeceksin. Kokumu hatırlayacaksın, boğazına düğümlenecek. Gözlerin yüzüme çevrili; saçımı sakalımı, çizgilerimi göreceksin. Gözlerin gözlerime düşecek.
Gözlerin gözlerime düşecek.
Bu gece gözlerin gözlerime düşecek...
Bekleyeceksin. Sesimi bekleyeceksin. Sesimi, çok özleyeceksin, nefesimi.
Duracaksın, bu sefer sahne benim.
Bu sefer sen kalacaksın, giden benim.

Susacağım.

Bu gece benim.
Bu karanlık benim.

Şimdi git.

8 Aralık 2010

Nice senelere.

_nice senelere.
_teşekkür ederim. nasılsın?
_fena değil. şu an boğazı geçiyorum. burada olsan çok hoşuna giderdi. güzel bir gün, güneşli, serin... sen nasılsın?
_yorgun. fakat iyileşeceğim. baharda yanında olacağım, benimle de geçer misin boğazı?
_şu içinde bulunduğum an nasıl bundan daha güzel olabilir ki diye düşünüyordum tam da. sanırım baharı beklemem gerekecek.
_dönmeliyim. çok özledim her şeyi. seni çok özledim. yakında...
_bekliyorum.


Yastığının altına saklıyorum sana yazdığım mektupları.

5 Aralık 2010

Korkma.

Korkma. Sana yalan söylemeyeceğim. Çok acıyacak. Ama çok acıdığı için değil yalan söylemediğim için sevmeyeceksin beni. Önemli değil. Nefretler daha gerçek, gerçekler daha güzel. Sana yalan söylemeyeceğim.

Korkma. Çok acıyacak. Bil bunu ve korkma. Geçecek, mutlaka geçecek. Bil bunu ve korkma. Acıyacağını ve geçeceğini bil, korkma. Bırak kendini. Önünü ardını bırak. Devran dönecek, gün bitecek.

Korkma. Çok acıyacak. Acımadan olmayacak. Acımadan geçmeyecek.

Olacak.
Acıyacak.
Geçecek.


Korkacaksın.


22 Kasım 2010

Sen ateş, ben toprak.

Bu sefer daha zor. Bir uykuya dalmışım ve dinlenmeden uyanmışım. Olmadı. O yüzden şimdi daha zor.

Üst üste geldi biraz afalladım. Yan yanaymışız ama bir arada olamamışız. Gördüm. Anladım.

Dağ dediğin dumanlı olur ama göreceksin; dumanı yaracağım, o dağı başına yıkacağım. Sen ateş, ben toprak. Sen kül olup savrulurken, ben ölüp ölüp doğacağım.

10 Kasım 2010

Susuyorum bazen.

'Pencereden dışarıyı seyrediyor ve yalnızca müzik var sahnede' diye düşün. Sen ne istiyorsan o çalsın ve nereden istiyorsan oraya açılsın çerçeve.


Susuyorum bazen, bazen yalnız.

15 Ekim 2010

Kimsin sen?

-Bırakma.
-Bana tek bir sebep söyleyebilir misin?
-Tanrı olmaya hevesli görüyorum seni. En bilindik, en basit numarasıdır etrafını karartmak. Boşluğa gark. Can almaya teşvik. Kolay mısın bu kadar?
-Bu da en klasik havasıdır her şeyi bildiğini zannedenlerin. Çok gördüm senin gibisini.
-Beni görmedin. Hiç her şeyi bilmedim. Bilenin sözü söylediğim.
-Kimsin sen?
-Başkası değil senden.

11 Ekim 2010

Medcezir.

Penceremin açıldığı bu karanlık. Nedenler, niyeler, düzensiz kâfiyeler... Yanyana dizeler arasında gizli büyülü kelimelerim. Mâi ışıklar altında meddücezri ateşböceklerimin...

Biraz yaz, biraz beyaz...



"Yaz biraz" dedi içerdeki. Biraz yaz, ah biraz beyaz ne güzel olurdu şimdi...


Defterim bitti, resmini karalıyorum. Durdur hadi beni çok güzelsen, al beni yıldızlara vur. Sadece bak. Akabiliyorsan ak. Sus. Yalnızca gözlerin rüya artık, sözlerin kâbus.


Biraz yaz, ah birkaç sayfa beyaz...

15 Eylül 2010

Anlıyorsun değil mi?

Aslında gitmek istemiyorum, hiç istemedim. Seninle kalıp susasım var. Sessizliğe sokulasım var. Lâkin gideceğim. Biliyorsun ummadığın bir anda gideceğim. Anlıyorsun değil mi?

27 Ağustos 2010

Her yanda resmin var, haberin yok.


Durma, varsın durmasın başım dert değil. Geceyle gündüz sarmaş dolaş, bilmecesi sen. Her yanda resmin var, haberin yok. Yoruldum, çok güzelsin, çok...

4 Ağustos 2010

Bavul diyalogları. II.

Yine uzun soluklu bir seyahat, yine bavul...

-saç kurutma makinesi aldın mı?
-ben çocuğuma saç kurutma makinesinin en iyisini alırım!
-ne çocuğu?
-pilotum ben, adım vahit


-saç kurutma makinesi aldın mı?
-havlu aldım yeter o
-havlu yetmez hava serindir orada
-mont aldım


-saç kurutma makinesi aldın mı?
-ütü alayım ütü, iyidir ütü



-bu ne?
-kalıp sabun.
-kurna takımlarımı da koydun mu?
-...
-cevap ver bana kadın!


-bu ne?
-kalıp sabun.
-sadece yahudilerden yapmıyorlar biliyorsun değil mi?


-bu ne?
-kalıp sabun.
-kavun da kes biraz yanına


-bu ne?
-kalıp sabun.
-bu ne?

-bavulun.
-başka sorum yok çıkabilirsin

Biraz durabilir misin?

Affedersin, başımı sen mi döndürüyorsun?
Bir saniye gözlerinde bir şey var. 
Ne güzel nefes alıyorsun. 
Bir sebebi yok, bakmak istedim sadece. 
Evet saçların düştü yanağının üzerine, istersen alabilirim. 
Yok hayır bir şey demedim. 
Diyemeyebilirim de. 
Evet en iyisi hırkanı giy hava serin terliyorum.
Biraz durabilir misin?

19 Temmuz 2010

Sebepsiz uzaklara dalmalar şehrinde


Sebepsiz uzaklara dalmalar şehrinde sabahı akşamını tutmayan bir gün. Yalan cümlelerden talan olmuş satırlar...


Düşünmeden. Yenisi buyursun, bunun dibini görmeden. Aşk, yüzünden. Kıyafetler kifayetsiz, dökülsün üzerinden.
İnceden bir keman tınlarken gözlerinden, dön biraz daha güzel kız. Gece bitip sönmeden, zaman geri dönmeden.

9 Temmuz 2010

Aradığınız kişi...

Kendisi birkaç kez ölmüş, öldüğünden az dirilmiş, etrafına taşlar örmüş, kendini de içine gömmüş olabilir. 
Lütfen daha sonra çiçek gönderiniz.

8 Temmuz 2010

Sus!


Sus.
İzlediğin her filmden bir esas kız kıyafeti çalıp, bildiğin her bir aşk destanına giydiriyorsun.
Öyle değil.
Öyle değilsin.
Değilsin.
Olmadın.
Yoksun.

25 Mayıs 2010

Sana zarar vermeyeceğim, korkma.

Kimsin sen? Nerede olduğundan haberin var mı? Neden buradasın? Ne zaman geldin ve nasıl, nasıl geçtin duvarlarımı?

Bilmiyor gibisin. Olsun. Sakinleş şimdi.


Sana zarar vermeyeceğim. Korkma.
Yapma.
Yalnızca yüreğinin üzerinden akıp gidecek sözlerim. Müsade edersen incitmeyeceğim. Korkma.
Kan bu, ayaklarının altında sıcağını hissettiğin, benim kanım. Şimdi lütfen, eğer kalacaksan, bırak o hançeri elinden.
Yapma.