29 Temmuz 2013

Bazı sabahlar.

Uzun süredir görüşülmemiş arkadaşlar ile zaman içinde ortak sohbetlerin bir bir yitirilmesi sonucu sıkıntıdan sıkıntıya gark olunan bir mecliste, peşi sıra açılan birbirinden habersiz mevzulara dair olasıya devrik cümlelerin ince ince dokunup nihayete vardığı noktada bana başka bir dilde daha "soyun" demeyi öğretmesi değilse nedir kaderin cilvesi?

İyileşmeden uyandığım sabahlar ile dolu bu ev, yenildiğim ama yenilenmediğim gecelerin ardından, zevk uğruna devrilip anlamları sağa sola saçılan son cümlelerini tutamadığım gün daha doğmadan.