21 Haziran 2011

Bardağa doldurmadan.

Ufukta dağlar sıra sıra, kahve yeşil. Dağların arasından sızan bir nehir, 'ab-ı hayat' yazıyor sanki mavisinde. Nehre meyleden ağaçlar ve bacası tüten bir ev ağaçların peşinden, iki pencereli tek kapılı. Kıpkırmızı elmalar, sapsarı bir güneş, belki bir iki de martı hayal meyal...


Eski resimler, eski renkler... Salıncak yılları...

Masum satırlarda boya kalemleriyle yapılıyordu edebiyat. Kâh kağıdını kokluyor, kâh köşemizi yakıyorduk. Ne depremler, ne fırtınalar...

Öyle sazlı sözlü divane, şarkılı türkülü yalan değil; az, öz ve soğuk "seviyorum seni" artık. Hiç dokunmadan, yalnızca gözlerinden... Bardağa doldurmadan, kana kana şişeden...