8 Mayıs 2010

Hadi gel benimle.


Hadi gel benimle.
Bir dakika. Lütfen bir şey söyleme, bitireyim.
Gel benimle. Dan dun konuşmuyorum bu sefer, bu sefer çok ciddiyim. Kolay gelmedim bugüne, bu cümleye. Seni düşündüm ben hep. Her gün, her gece seni düşündüm. Rüyalardan, uykulardan vazgeçtim, hayalini seçtim yalnızca. O yüzden dur, lütfen bir şey söyleme. İzin ver önce ben söyleyeyim.
Başım dönüyor. Sarhoş gibiyim ama senden güzel değil kafam, hiçbir zaman seninleyken olduğu gibi olmadı. 
Gel benimle. Dur. Lütfen gül, biraz gülümse. Gülüşünü çok seviyorum ben. Üzülüşün cehennem. Gül sen, hep gül sen. Kızarsa yanakların, saklamaya çalışsan gülen yüzünü ben güzel bir şey söyleyince. Ama hep gül sen. Gülüşünü çok seviyorum ben. 
Seni çok seviyorum ben. Dur, gitme. Sarhoşum ne dediğimi bilmiyorum sanıyorsun ama öyle değil; dur, gitme . Gel benimle. Dinle. Canını yaktım biliyorum. Yine yakacağımdan korkuyorsun biliyorum. Yakarım da muhtemelen. Tanrı biliyor senin canını yakmak yerine ölmeyi tercih ederim ama yanlışlar yapan biriyim ben. Çok yanlışlar yapan, ama seni daha çok seven. Yine Tanrı biliyor ki canında attı hep canım. Yaktım ama seninle ben de yandım. Köz oldum kavruldum, kül oldum savruldum. 
Seni düşündüm ben hep. Günler günlerin ardından...Hiç unutmadım; ne bir gözyaşını ne bir gülümseyişini. Hep düşündüm. Sesimi çıkarmadım. Bekledim. Kimseye bir şey demedim. Kendimden bile gizli saklı düşledim. 
Hadi gel benimle.
Konuşamam, yazamam, bilirsin beceremem. Bildiğim kelimeleri tükettim, gel artık bittim ben. Bil ki sen gelmedikçe, usul usul yittim ben.


Başka bir rüya için mektup.