15 Eylül 2012

Papara

Hızlı, her şey çok hızlı. Ölümler, kalımlar, denizler...


"Aramıza kimin işine yaradığı belli olmayan bir sınır koymuşlar, bizi ayırmışlar. Yoksa bu kafalar aynı çalışıyor, aynı zıkkıma gülüyor ağlıyoruz." dedi çocuk. Çok değil ama sarhoştu. Öylesi bir dobralık, öylesi bir samimiyet ile konuşuyordu. Havaya bir iki küfür sıktık aynı fikirlerde buluşmamızı kutlarcasına, havai küfürler patlattık bir nevi.


Aynı koltuğa aynı şekilde oturup aynı şeyi içerken, aynı yeri başka bir dilde seyrederim. Hatta aynı denize yıllar yıllar ve iki gün sonra benim de kanım dökülür. Olaylar olaylar. Lâkin benim aslen ikna oluşum, salatayı birlikte paparalamamıza tekâbül eder. Pis herif emdi mis gibi zeytinyağı domates limonu resmen. Çok acayip.


"Keşke sen de burada olsaydın..." dedim bazı bazı. Üç noktasını da koydum, hiç kaçırmam. Ama geçti hemen; kim olduğunu hatırlayamayınca olaysız dağıldım hep.